Ad Soyad
E-posta

Hesabınızı etkinleştirmek için geçerli bir e-posta adresi girmeniz gerekmektedir.
Aktivasyon Mesajınız en kısa sürede gönderilecektir. Lütfen mesajı görememeniz durumunda Spam/Gereksiz E-postalar bölümünü kontrol ediniz.

TR
TL
Haritada Ara
Yazarlar
Haberler
Anket
Gökçeeada'da Hangisini Yapmayı Tercih Edersiniz?
Alexandra'sız Gökçeada
Seda Poyraz
Alexandra

Ada’ların ayrı bir gizemi ve aynı zamanda gerçekliği var… Sakin görüntüsüyle duygulu, kabardığında korkutucu olabilen; denizin dibine kök salmış küçük bir kara parçasında, tarihinin geçiş dönemine çocukca da olsa tanıklık ederek yaşamış olmanın bir şans olduğunu düşünmüştüm hep…Bu yüzden olmalı;  ilkokula başladığım İmroz adası  farklılığı, anlamı ve gizemini, aradan geçen hayli uzun yıllara rağmen benim için hiç kaybetmemişti.

2008'in kurban bayramında, 1960'lı yılların İmroz’unda Alexandra ile yaşadığımız bayramı, o günlerden kalan bir kesit olarak yazılarda anlattığımda gördüğüm ilgi ve yüreklendirici mesajlar, Türkiye-Yunanistan ilişkilerine hassasiyetlerimizin bir göstergesi olarak algılanırsa, yazım iki ülke halklarının barışa dayalı yorum ve beklentilerini bir kez daha ortaya koymuş bulunuyor.

Henüz Gökçeada adını almadığı o yıllarda İmroz Belediye Başkanı’nın uzun örgülü sapsarı saçlı kızı, arkadaşım Alexandra,  Ada’daki diğer tüm Rumlar gibi Türkçe’yi mükemmel konuşurdu. Müstakil Rum taş evimizin komşuları Eleni, Maria, Katerina, Dimitrios, Yorgo ve diğerleriyle öylesine yakındık ki, farklı ülkenin insanları olduklarını sadece isimleri akla getirebilirdi.

Bugünkü gibi Feribot’ların olmadığı ve tüm ihtiyaçların küçük denebilecek motorlarla karşılandığı İmroz’da hepimiz aynı sıkıntıları yaşardık. Ve bizi en çok, motorun karaya ulaşmış olması haberi mutluederdi.  Denizin hırçınlaşıp uzun süre kendi halimizle, dış dünyayla kopuk bıraktığı dönemlerde, kimi zaman bir hafta veya 10 günlük gazete/ dergiler aynı gün gelir; birikmişliğine rağmen, mutlak aynı gün okunurdu. Tabii ki, o günlerde televizyon yoktu, radyolar ise çok özeldi.

Türk ve Rum arkadaşlar olarak tatil dönemlerine sakladığımız denizi çok iyi tanır, ustaca yüzer, derinlere dalardık. En hoşumuza giden oyunlardan biri, silüeti de görünse, sanki çok yakınmış gibi görünen Samotraki (Semadirek)’ye ulaşabiliriz çabasıyla sandallarımızın küreklerine asılıp açılmak olurdu…

Ada merkezinden uzun yürüyüşlerle ya da bisikletlerimizle gittiğimiz Kuzulimanı’ndaki 5 metre derinliğindeki iskeleden dalıp kum çıkarmak ise hep başardığımız, çocukluğumuzun göğsümüzü kabartan hobilerindendi…

Babam Kenan Poyraz’ın tabur komutanı, Alexandra’nın babası İstavro İstavropulos’un belediye başkanı, Hayri Kozakçıoğlu’nun kaymakam olduğu İmroz günleri çok hızlı geçti. Babamın çok yakına,  Çanakkale’ye tayini çıktı. İmroz’da başladığım ilkokulu, Çanakkale’de bitirmiş; İmroz ve Alexandra düşlerimde kalmıştı…

Çoğu subay çocuğunun yaşadığı, yeni taşınma haberinin alınacağı günekadar, yaşadığınız yer en güzelidir. İllerin, ilçelerin, köylerindışarıdan görüntüleri değildir aslında önemli olan; yaşanmışlıklarıdır. O dönem fayton kenti olan Çanakkale’de özellikle de Gelibolu, Lapseki, Eceabat’la anlam kazanan mutlu günlerimiz hızla geçiverdi. Yine tayin vakti geldiğinde, aldığım haber değil müjdeydi. İmroz’daki askeri tabur alay olmuş ve babam bu kez Alay Komutanı olarak Ada’ya tayin edilmişti.

Üzerinden çok zaman geçmemiş de olsa, Ada’ya ikinci gidişimizde, Alexandra ve çoğu Rum arkadaşlarım artık yoktu. İmroz’daki ilkokul dönemimde Alexandra’nın ablası Maria ve arkadaşlarının Yunanistan’a gittiklerini biliyordum ama Alexandra’nın da gideceğini tahmin etmemiştim. Giden sadece Alexandra da değildi…

Komşu tanımlaması, Yunanistan’ı, Adaları da anlatır. Siyasi ve ekonomik neden/sonuçları itibariyle çağrışımları da çoktur. Kimi zaman tüylerimiz ürperir gibi olur, kimi zaman ortak geleneklerimiz, mutfağımız,  çalgılarımız, müziğimizle lirik bir şiir gibi hayal dünyasında hissederiz kendimizi.

Geçmişten günümüze tek örnek gibi görünen iki ülkenin çelişkilerinin kalıcı bir barışa dönüştürülmesi için geç bile kalmış olabiliriz. Kimbilir, Yeni Yıl da açılan beyaz sayfalara yazacağımız dileklerden belki birisi de ‘komşu barışı, dayanışması’ olabilir…


9466 kere görüntülendi.